Bilindiği üzere facebook.com, Sms, IM ve mail kombinasyonu bir Mesajlaşma üzerinde çalışıyor.
Daha önceden dağıttığı kişisel alan adlarını kullanıcılarına mail adresi olarak tanımlayacak olan facebook.com’un messages’ini çıkmasını bekleyemeyenlerdenseniz, kısa süre önce açtığı www.facebook.com/about/messages adresinden davetiye talebinde bulunabilirsiniz.
Yaklaşık 2 ay önce başvurduğum davetiyeyi bugün sabah’ın ilk saatlerinde almış oldum.
Aşağıda ki ekran görüntülerini sizlerle paylaşmak istedim.
Saygılarımla

Henüz ülkemiz operatörleriyle herhangi bir anlaşma olmadığı için, sms yapılandırmasını yapamıyoruz.
Eyyvah Eyvah 2, endişelerimi yersiz çıkartmasını bildi…
İlkini büyük hayranlıkla izlediğimiz filmin ikincisinin çekileceğini ilk duyduğumda, gerekli miydi diye düşünmekten kendimi alamadım. Sayısız örnek vardır ki; ilki tuttu diye o iştahla ikincisi çekilsin ancak büyük hayal kırıklığı yaşatsın. Neyse ki Ata, Eyyvah Eyvah’ı bir bütün olarak tasarlamış, yazmış, ikiye bölmüş ve öylece çekilmiş. Kesinlikle ticari, zorlama bir uzantı değil. Tek başına bir film ancak ikisini beraber izlemekte fayda görüyorum. Birincisinde hasta kaldığım, o ağaç altı rakı sofrası ortamının bir benzeri ikincisinde de var. Türk Sinemasında izlediğim en iyi seriydi,
Türk Sinemasında izlediğim en iyi komediydi.
Türk Sinemasında iyi gişe yaptı ancak halen hakettiği yerde olmadığını düşünüyorum!
Gişe sıralamasında ilk 10′a baktığımda Recep İvedik ‘in üst sıraları zorlaması, kanımın çekilmesine neden oluyor.
Aslında bu liste çok şey anlatıyor…
Film’in ilkine istinaden yazığım yazımda, içeriğinden bahsetmemiştim. İkincisinde de aynını yapacağım.
Yalnızca şu kadarını yazıyorum belkide en önemlisi de burası, Müjgan ile Hüseyin erdi muradına, biz çıkalım kerevetine ![]()
Seri olarak izlenmesi gereken muhteşem bir film. Harika bir komedi. Ancak yalnızca bu değil…
Ata, sinema sektörüne çok yakıştı. Yeni projelerini iştahla, sabırsızlıkla bekliyorum. İzlemediyseniz, gidin izleyin.
İyi Seyirler.
***
Öte yandan, Eyvah Eyvah 2′de hoş olmayan; filmden sonra ışıkların açılmasıyla karşılaştığımız o savaş alanı gibi manzaraydı…
Sinan Aydın
İzleyici
Türkiye’de 11 Şubat’ta gösterime girecek olan 127 Hours’u 10 gün kadar önce izleme fırsatım oldu. “Gerçek hikayeden” uyarlama olan filmin konu anlatımı oldukça sade ve sessiz gelişiyor…
Spider Man (Örümcek Adam) serisinde Peter Parker’ın zengin arkadaşı, Profesörün oğlu Harry Osborn rolünden hatırlayacağımız James Franco filmde Aron Ralston karakteriyle karşımıza çıkıyor. Film, 24 yaşında olan Aron Ralston’ın, kimseye nereye gittiğini haber vermeye ihtiyaç duymayacak kadar olan aşırı güveni beraberinde dağcılık sporuna olan tutkusunu anlatıyor. Bunun fazlasıyla heyecan verici olduğunu düşünüyor. Keşfe gittiği yerlerde yanına çok temel malzemeler dışında birşey almaya bile gerek duymayan Ralston, el kamerası ve fotoğraf makinasını ise yanına almayı ihmal etmiyor! Son gezisinde işler onun için pekte iyi gitmeyen gencimizin ilerleyen saatler içerisinde önemli bir karar vermesi gerekecek. İzlerken macera, adrenalin, umut ve yaşama bağlılık arasında gidip geleceksiniz. Senaryo, oyuncu sayısı ve aksiyon bakımından az evvelde söylediğim gibi oldukça sade. Ancak sade olması sizi yanıltmasın. Akıcı şekilde kendisini izlettirmeyi beceriyor. Bana yıllar önce izlediğim Phone Booth’u (Telefon Kulübesi) hatırlattı. 2008′de birçok tartışmaları da beraberinde getiren 8 Oscar’lı Slumdog Millionaire (Milyoner) filminin İngiliz yönetmeni, Danny Boyle tarafından beyaz perdeye aktarılan bu gerçek öykü gösterime girdiği ülkelerin listelerinde hızla yukarılara tırmanmayı başarıyor. Bir buçuk saatin biraz üzerinde olan bu filmi seyrederken keyif aldığımı söyleyebilirim. Sevebilirsiniz…
İyi Seyirler.
Sinan Aydın
İzleyici





