Cem Yılmaz’ın kıvrak zekasının ürünü “Yahşi Batı”‘dan sonra “Romantik Komedi”yi ne romantizme ne komediye koyabilmiştim. Ata sağolsun, “Eyvah Eyvah”‘ı ile beni eğlendirmeyi başardı…
Şimdi ben ne yazarsam, yazayım beni tanıyan dostlarım:
-Sen zaten, Türk Filmlerini eleştirel izliyorsun…
diye düşünecektir. Haklılar, eleştiririm…
Bende Türk olduğum için olabilir mi?
Eleştirelim ya da polyanacılık oynayalım?!? hangisi?
Evet, “Issız Adam” ile bir çıkış yakaladık, doğru. Ancak gördük ki “Romantik Komedi” “Ketche”li Color Correction’a rağmen genel olarak 10/5,5…
“Yahşi Batı” çok küfürlü olmasıyla eleştirildi. Evet kesinlikle fazla küfürlü. Küfreden bir millet olduğumuz için olabilir mi? Biz küfrederiz, hemde öyle yabancılar gibi “f*ck”tırıp geçmeyiz… Bilare, dolu dolu küfrederiz. Cümle başında, içinde, sonunda ederiz. Cümlenin türüne göre bağlaç, fiil ya da sıfat yerine… Tüm yaratıcılığımızla ederiz… Cem Yılmaz Türkiyede rakibi olmayan bir komedyen, çok zeki ve gözlemi çok yüksek. Öyle artistim havasında insanlardan kopuk değil aksine toplumun içinde dolaşan birisi. Hal böyle olunca oynadığı karakteri biz aslında çok iyi tanıyoruz…
Ata Demirer, filminde anlatmak için trakya insanını seçmiş. Bence çokta doğru etmiş. Gerçi şu sıra onunla aynı dönemde filmi oynayan, içimizden biri olduğu idda edilen, çam yarması, kültür yosması “doğulu”yu oynayan bir arkadaşta var ya neyse… Hani şu telefon operatörlerinin birinde reklam yıldızı olan adam… İsmi lazım değil… Trakya insanı sinemaya “cuk” oturmuş. Bir kere ışık var, renk var. Ayçiçek tarlası, rengi pak insanlar. Sinema çekimi bile izleseniz anlarsınız hangisinin “insan” olduğunu…
İzleyecek olanlara karnınız ağrıyacak gülmekten desem büyük beklentiyle gitmiş olursunuz. Eğlenmek için gidin, eğleneceksiniz…




