NMD Blog //Sinan Aydın

Zenci tadında ki, Beyaz bir adamın günlüğü!

fft45_mf302304

Zoruma gidiyor! Çok zoruma gidiyor… Komutanlara yapılan bu anlamsız suçlamalar, çalkantılar, cahil insanları asker karşısında antipati sahibi yapma gayretleri bende derin öfkeler yaratıyor…

***

Biz ne yazık ki ekonomimizle, buluşlarımızla, sanayiimizle, sporumuzla, eğitim seviyemizle hiç bir zaman öncü bir ülke olmadık! Ancak biz tarihten bu yana düşmanımızın bile kabul ettiği övünelecek orduya sahip olduk. Şerefli, nitelikli, onurlu, üstün Türk ordusu… Savaşlara Allah, allah sesleriyle giden… 3 kıtaya hükmetmiş, her gittiği yere özgürlük vermiş, düşmanı karşısında tarihin tanıklık ettiği büyük başarılara imza atmış Yüce Türk Ordusunun hemde tam tepesinde kii komutanlarına hitap şekillerine, suçlandıkları mevzuya bakar mısınız…

***

Bir subay kolay mı yetişir? Hangi aşamalardan geçer? Ne tür sınavlarda başarılı olması gerekir? Ne şekilde ve ne kadar süreyle rütbeye hak kazanır? Kurmaylık ne demektir? Her kurmay, genaral olabilir mi? Kaç kişinin arasına girerler? Ne tür vasıflara sahiptirler? Türkiyede kaç tane Orgenaral vardır? Daha buna benzer sorular uzar gider, düşünene… Bu “Adam”lardan 10 tane var! 11.si yok! Geçmişlerine baktığınızda şerefli başarılarından başka birşey göremezsiniz… Kendileri, aileleri bir yana, sülalerinde olumsuz, şüpheye meal bir durum söz konusu olsa bırakın general olmayı, subaylıktan atılırlar! Bazıları gibi gemiciklerini yüzdürmek isteseler, Silahlı Kuvvetlerin rütbelerine biçtiği maaş yerine inanın 10 katından fazlasını sahip oldukları bilgiyle zaten özel sektörde kazanırlar. Özel hava yollarında bir pilot olup keyf-i saatlerinde mini etekli hostes eşliğinde uçmak yerine orduda daha düşük maaşa, muazzam disiplinle, çelik kanatlarla ülkelerine, kalkan olmayı tercih etmiştir bu şerefli insanlar…

***

Alim olmaya gerek yok, kariyer yapabilecekleri daha fazla paralar kazanabilecek işler yerine onlar Orduda kalmak istediler. Bu isteklerini gerçekleştirmek içinde çok çalıştılar. O halde siyasetçiler gibi olmalarına imkan yok! Görevini yapan bir subayın, bir generalin, ülkesine tehlike oluşturabilecek iç ve dış tehditleri tahmin edip bunlara ön hazırlık yapmasından daha normal birşey olabilir mi? Bu illa kide durduk yere “darbe” yapılacağı anlamına mı gelir? Peki darbe tehlikesi hissetmeyen bir hükümet ne kadar ileriye gidebilir? İşte bence düşünülmesi gereken bu…

***

Genelkurmay, siyasetle gelen yalancı, üçkağıtçı, şerefsiz bir başbakanın emrinde ki bakanlarından; Savunma Bakanlığına bağlı bir birim olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; hayatın kendisi protokolden çok farklıdır. Ordu yalnızca bir birim değildir ve hala “4″ numaralı araç plakasına sahiptir! Bu ülkenin varoluş sebebi bir ordu kahramanlığıdır. Bu ülkenin Atası bir komutandır! Hiç bir gayret Türk milletini komutanlarından soğutamayacaktır. Bizler, bize emanet bırakılan hazinemizin farkındayız! Bu hazineden mahrum etmek isteyecek dahilî ve harici bedhahlarımız olduğunda, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağımız vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyiz!


Sinan Aydın
İnsan

Sinan tarafından, 26 Şubat 2010'da yazılmıştır. Genel

everybodysfine

Herkesin Keyfi Yerinde…Evet, 5 Şubatta ülkemizde gösterime giren, Dram türünde 2009 yapımı, Kirk Jones’in yazıp, yönettiği “Everybody’s Fine” filmini diğer filmlerin aksine ismini Türkçeleştirmede çokta çuvallamamışız… Çuvalladığımız konulardan birkaçına değinmek işimede gelirdi aslında ancak beni iş yerinde izlediğim bu filmde neredeyse ağlamaya sevk eden, duygu seline sürükleyen, etkilendiğim yerlerine değinmek istiyorum daha çok…

Robert De Niro, Drew Barrymore, güzeller güzeli Kate Beckinsale ve Sam Rockwell aynı filmde olunca, konusunun dram olması izlemek için acele etmemem konusunda bana etken olmadı bu kez… 70′lerin sonu 80′lerin başında “Gangster” aksiyon filmlerinin muhteşem delikanlısı Robert De Niro’yu 90′ların başında yaşının ilerlemesiyle Komedi türündede fazlasıyla başarılı bulmuştuk. Onda ki az rastlanır yeteneği Senaristler ve Yönetmenler biz izleyicilerden çok daha fazla analiz edebildikleri için Dram türü içinde uygun görmüşler… İyikide öyle yapmışlar! Yüz ifadeleri, burukluğu, o anı derinden yaşamamızı sağlıyor… Eşini 8 ay önce kaybetmiş, emeklilikte yapayalnız kalmış, tüm vaktini bahçede oyalanarak geçirmeye çalışan, kendisinden uzakta yaşayan 4 çocuğu olan bir baba… Planlanan bir tarihte eski günlerde ki gibi masanın etrafında toplanabilecekleri bir yemek organize etmeye çalışmaktadır. Film, tamda bu noktada baba De Niro’nun buluşacak olmalarının heyecanıyla alışverişe çıkmasıyla başlıyor. Ancak sonrasında her birinin özel yaşamlarında ki bir konuyu mazeret göstermesiyle, yemek iptal oluyor. Bunun üzerine, De Niro, doktorunu ve kalp hastası olmasına aldırış etmeden her birine ayrı sürpriz yapmak üzere yollara düşmesiyle devam ediyor… Türlü ceremelerde çektiği bu yolculuk esnasında tanıştığı yol arkadaşlarına ise çocuklarından bahsetmeye nasıl can atan ve onlarla nasıl gurur duyduğunu gösteren bir baba izleyeceksiniz…

Kesinlikle çok beğendim, abartılı bir yaklaşımı yok. Sizi daha fazla etkilemesi uğruna gereksiz çabalara girilmemiş! Küçük ayrıntıları yakaladığınızda daha derin etkileniyorsunuz! Filmin isminin nerden geldiğini kendi anlatımıyla sona saklanmış olması, kalabalık masayı alan görüntü, kendi aralarında ki konuşmalar, dışarda mükemmel bir noel ışıltısı ve evin önünde peşpeşe duran “3″ otomobilin izleyiciye gösterilmesi, kapanış için fazlasıyla mükemmel olmuş… Kendi türünde ki bu filme 9/10 vermeyi bol keseden sallanmış olarak görmüyorum…

İzleyecek olan arkadaşlarıma, keyifli seyirler…


Sinan Aydın
Yalnızca İzleyici

Sinan tarafından, 13 Şubat 2010'da yazılmıştır. Sinema
Her akşam Ana Haber Bülteni esnasında geçen altyazıların başına konulan Flaş, flaş kelimelerinden sonra “..” yanyana iki nokta kullanımında ısrar edildiğini gözlemlemekteyim, bu durumdan fazlasıyla rahatsız olduğumu belirtmek isterim! Türkçede karşılığı yoktur. Anlamsızdır! Star Haber, Kanal D Haber benzer altyazıları olması gerektiği gibi “…” üçnokta şeklinde kullanmaktadır. Altyazılardan sorumlu kişi çet ağzını karıştıran genç bir arkadaşımız herhalde! Ali Kırca Beyefendinin Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığı bir haber bülteninde böyle bir imla hatasının gözden kaçtığını görmek beni üzmüştür.

Saygılarımla

Sinan Aydın
İnsan
Sinan tarafından, 8 Şubat 2010'da yazılmıştır. Genel

E-Bülten :

VIDEO

Enter the video embed code here. Remember to change the size to 310 x 250 in the embed code.

TAG CLOUD

POPULAR